| İndirimleri sınırlamak liberal ekonomiyi sınırlamaktır |
|
|
| Haberler - Ekonomi | |
|
Mecliste kabul edilen kanun teklifine göre, mağazalar kış sonu indirimlerini 15 Ocak-1 Mart, yaz sonu indirimlerini ise 15 Temmuz-1 Eylül arasında yapabilecek. Kurallara aykırı hareket edenlere 10 bin YTL para cezası verilecek. İşin içinde olanlar bilir, bu kanun teklifinin hazırlanmasında yerli marka sahiplerinin çok büyük etkisi oldu. Türkiye’de faaliyet gösteren yabancı markalar akıllarına estikçe indirime giriyorlarmış. Hatta kimi yerli marka sahipleri, yabancı markaların sırf indirim sezonuna yönelik kalitesiz üretim yaptırdığını söyleyecek kadar ileri gitti. Cirosu milyar dolarlarla ifade edilen koskoca global markaların hiç işi yok, Türkiye’deki 5-10 mağazaları için özel üretim yaptırıp, indirimde kalitesiz ürün satacaklar ve marka imajlarını riske edecekler. Bu markalar böyle bir zihniyete sahip olsaydı, global marka olamazlardı. Yeni kanun teklifi serbest piyasa ekonomisine ve tüketici haklarına aykırı. Rekabet koşullarını düzenlediğini iddia etse de, aslında tam tersi, haksız rekabet yaratıyor. Zara gibi firmalar mağazalarına ortalama 10 günde bir yeni ürün sokuyor. Bu ürünleri eritmek için senede sadece iki kez indirime gitmelerini yasalaştırmak demek, bu yapıda firmaların rekabet güçlerini ellerinden almak demek. Bir de Türkiye şartlarını düşünün. Hele hele ekonomik kriz ve durgunlukların sık sık yaşandığı Türkiye gibi ülkelerde firmaları böyle bir uygulamayla sınırlamak çok riskli. Ekonomik kriz olmuş, faizler fırlamış, dolar, euro almış başını gitmiş, adam elindeki malı belki maliyetine, belki zararına nakde çevirmek ister, sen kalkıp “Yok daha kasım ayındayız, indirim için 15 Ocak’ı bekle” diyebilir misin adama? Böylesine ilkel, çağdışı bir anlayış olabilir mi? İşin ticari açıdan etik yönünü bir yana bırakalım, böyle bir indirim sınırlamasının uygulanabilirlik açısından Türkiye şartlarında hiç şansı yok. Sonra yarın birtakım yerli markaların Türkiye’de fiyat rekabeti yapıp, sürümden kazanan yabancı markaları Rekabet Kurulu’na şikayet etmeyeceği ne malum? Şimdiden homurdanmalar başladı bile. “Şu markanın ürünleri Türkiye’deki mağazalarında Avrupa’daki mağazalarından daha ucuza satılıyor.” Eğer böyle bile olsa, bu gayet normal değil mi? Türkiye’deki satın alma gücü ile Avrupa’nınki bir mi? Mc Donald’s ve
Starbucks’ın fiyat politikası bütün dünyada aynı mı? Tabii yerli marka sahiplerinin çoğu bu kanun teklifini desteklemekle birlikte, hepsi aynı görüşte değil. Türkiye’de 30’un üzerinde ayakkabı mağazası olan bir işadamı ile yaptığım görüşmede, bu yıl kış mevsimi neredeyse hiç yaşanmadığı için ürettikleri bot ve çizmelerin ellerinde kaldığını, ancak yılbaşı alışverişine de denk gelen aralık ayında indirime girerek stoklarını en azından bir ölçüde erittiğini belirtti. “Bu kanun teklifi yasalaşırsa, önümüzdeki yıl daha az çeşit ve stokla çalışırım, bu da tüketicinin daha az ürün seçeneği arasından tercih yapması anlamına gelir” diyor. Yerli marka sahiplerine bir önerim var: Sezonu yabancı markalarla aynı dönemde açsınlar. O zaman kalkıp, “Biz tam sezonu açıyoruz, onlar indirime girip bütün işimizi mahvediyorlar” demezler. Bunu kolay kolay yapamazlar tabii, yaparlarsa yabancı markaların vitrinlerindeki modellerden esinlenemezler çünkü!
Kaynak: Referans Gazetesi |
|
| < Önceki |
|---|










