www.yeniperakende.com Advertisement
Anasayfa
Cumartesi, 11 Şubat 2012
 
 
Haberler
Perakende
Moda Giyim
Alışveriş Merkezleri
Gıda Sektörü
Ekonomi
Çin
Rusya
Hindistan
Avrupa
Amerika
Japonya
Makaleler
Perakende Trendleri
Mağazacılık Yönetimi
Satış & Hizmet
Firma Rehberi
Moda/Giyim/Aksesuar
Alışveriş Merkezleri
Ev/Mobilya/Teknomarket
Restoranlar/Kafeler
Gıda Üreticileri
Saat&Tarih
Ekle
Sık kullanılanlara ekle
Bu sayfayı ekle
Giriş sayfası yap
Manşet
Palladium'dan ilk yılında 440 milyon lira ciro
 Yerli yabancı toplam 165 mağazası ile faaliyet gösteren merkez kriz dönemine denk gelen ilk yılında başarılı sonuçlar elde etti
Devamını oku...
 
Tekstile veda zamanı geliyor Yazdır E-posta

Active ImageTürkiye İhracatçılar Meclisi’nin (TİM) açıklamaları dünkü Referans’ın manşeti idi. Pazartesi günü gerçekleştirilecek olan TİM-Başbakan Erdoğan görüşmesi öncesi son feryatlardı bu demeçler.

 
Ancak ilginç bir gelişme yeni ekonomi bakanı olması beklenen Mehmet Şimşek’den geldi. Bir televizyon kanalında Şimşek; tekstilin artık Türkiye’de miadını doldurduğunu ve Uzakdoğu ülkelerine bırakılması gerektiğini söylüyordu.

Aslına bakarsanız genelde ucuz işçilik isteyen bu sektörün gelişimi dünyada da hep bu şekilde yaşanmıştır. Önceleri Fransa, Almanya, İngiltere, İtalya gibi ülkelerin başlıca sanayi ürünü olan tekstil, daha sonra İspanya, Portekiz gibi daha yavaş gelişmiş ülkelere kaydırılmıştır. Her ülkede evrimini tamamladıktan sonra şimdilerde ise Türkiye’de de yavaş yavaş azaldığı izleniyor. 

Hazır giyim ve konfeksiyon Türkiye için öyle kolay gözden çıkarılacak bir sektör değil. Ancak sonun başlangıcı kendini, ilk defa 12 yıl önce yapılan ve bizim de imza koyduğumuz GATT (Gümrük Ticaret Genel Anlaşması) Uruguay toplantısında göstermişti. Nitekim bu anlaşmaya göre 2005 yılından itibaren kotaların kalkması ile ucuz Çin malları piyasayı işgal etti.

Çin ile rekabet zor görünüyor
İmzalamasaydık da farkeden bir şey olmayacaktı. Çünkü bugün izlenen kur politikası ile ucuz, marka olmayan mallarda rekabet mümkün gözükmemektedir. Çin milli para birimi Yuan’ı daha önceleri dolara endekslemiş durumdaydı. Nitekim dolar kaybettikçe de Çin malları da ucuzluyordu. Ancak 2005 Temmuz ayından sonra Yuan dolardan farklı bir sepete endekslendi. Böylelikle düşük seviyeden farklı para birimlerinden oluşan bir sepete endekslenen kur, dolar değer kazansa bile hızlı haraket edemeyecekti. Bu gelişme ve YTL’nin de 2002 yılından beri devamlı değer kazanması Türkiye’de üretilen mallara karşı Çin mallarına oldukça büyük bir fiyat avantajı sağlıyor.

Fiyat avantajına kur desteğinin yanısıra Çin’in milyarı aşan nüfusu, komünizmden kalan alışkanlıkları ile işçi ve enerji ücretleri de eklendiğinde Türk malları açısından Çin malları ile rekabet etmek pek de mümkün görünmemektedir. Hele bugünkü şartları göz önüne alacak olursak YTL’nin bu değeri ölüm fermanının altındaki imzadır.

Sanayici niçin üretsin
İstediğiniz kadar elektriğe zam yapmayın, teşvik verin, KDV’yi indirin, maliyetleri düşürün, verimi artırın çözüm olmayacaktır. Önce yan sanayi ölecek, üretimimiz ve ihracatımız tamamıyla ithal ara malı ve girdilere dayalı olacaktır. Sadece üretememe gücü değil, motivasyon da kaybolacak duruma gelmiştir. Çok düşük kar marjlarıyla iç pazarda neredeyse para kazanamayan sanayici, kur nedeniyle ihracatta da da marjlar düşünce yüksek reel faizden yararlanmayı düşünecektir. Nitekim yabancılara satılan onlarca kuruluşun sahipleri bugün ya emlak piyasasında kısa vadeli işlerle uğraşıyor ya da parasını faizde tutuyor. Satıp eline geçen para ile yeni yatırım yapanı gördünüz mü?

Dış ticaret politikamızın sadece sayılar ve miktarlardan ibaret kısır planlamalardan oluşması sıcak paranın kontrolu elinde tutmasına neden oluyor. Ekonomi yönetimi çaresiz kalıyor, Kürşay Tüzmen gibi icraatın başında olanlar bile durumdan sıkça şikayet ediyor. Kısacası önümüzdeki günlerde yaşayacaklarımızı, akıntıya kapılmış kütüğün kaderi gibi şans belirliyor.

Bugün olduğu gibi; ekonomide faizleri yüksek tutup, kurları düşük tutarak sadece enflasyona odaklanarak yaratılan geçici iyileşmenin faturası ağır olacaktır. Kısa dönemde uygulanmakta olan politikalar, geleceğimizden çalan, sürdürülemez politikalardır.

 
Kaynak: Referans, 26.07.2007

Yorumlar (0)add feed
Yorum yazın

Kayıtlı üye değilsiniz. Yorum yapmak için üye olmalısınız. Yorum sorumluluğu size ait olacaktır.


busy
 
< Önceki   Sonraki >
PageRank Checking Icon
Basın Bültenleri
Boyner
Kim
So Chic
Mango
Littlebig
Park Bravo
Giriş Formu





Kayıp Parola?
Hesabınız yok mu? KayıtOl
Anket
Perakendeciler krizden en az etkilenmek için ne yapmalıdır?
 
Hava Durumu
3 Günlük

Şu anki Hava Durumu
Dünya Saatleri
Location
 
Top! Top!