www.yeniperakende.com Advertisement
Anasayfa arrow Perakende arrow İndirim marketleri gözde oldu
Cumartesi, 04 Eylül 2010
 
 
Haberler
Perakende
Moda Giyim
Alışveriş Merkezleri
Gıda Sektörü
Ekonomi
Çin
Rusya
Hindistan
Avrupa
Amerika
Japonya
Makaleler
Perakende Trendleri
Mağazacılık Yönetimi
Satış & Hizmet
Firma Rehberi
Moda/Giyim/Aksesuar
Alışveriş Merkezleri
Ev/Mobilya/Teknomarket
Restoranlar/Kafeler
Gıda Üreticileri
Saat&Tarih
Ekle
Sık kullanılanlara ekle
Bu sayfayı ekle
Giriş sayfası yap
İndirim marketleri gözde oldu Yazdır E-posta
 Ekonomik krizden beklenen düzeyden daha fazla etkilenen gıda sektöründe tüketici davranışlarında değişiklikler yeni trendleri belirledi. Ucuzluk marketleri ve özel markalı ürünler pazarın devlerinin karşısında giderek güçlenirken sektörün büyüme umutları da yılın son iki çeyreğine ertelendi.
Alışveriş sepetleri artık sadece ihtiyaç neyse onunla doluyor, alışveriş tapınağı olarak görülen büyük merkezlerin içindeki marketler yerini mahalledeki en yakın markete ya da bakkala bırakıyor. Bugüne kadar varlığından bile haberdar olmayan yeni müdavimler semt pazarlarında file dolduruyor. Rekabette sınır tanımayan güçlü markalar "private label" (özel marka) gibi yeni rakiplerle karşı karşıya geliyor. Tüketicinin yeni eğilimini fark eden gıda firmaları ise daha küçük paket, daha çok promosyon ve eğer yatırım yapacak gücü varsa inovatif ürünlere yöneliyor.
Küresel finans krizi birçok sektörde olduğu gibi gıda sektöründe de bilinen tüm gerçekleri yerle bir edip, kriz gerçeğinin yeni kurallarını dayatıyor. Sektörde ezberleri bozan ilk gerçek ise "Her şeyden kısılır ama boğazdan kısılmaz" gerçeği oldu. Otomotiv, tekstil, mobilya ya da gayrimenkul gibi sektörlere göre krizlere çok daha fazla dayanıklı olması beklenen gıda sektörü, avantajlarına rağmen krizden beklenenden daha fazla etkilendi. Son yıllarda satın alma gücünün yükselmesi ve sağlıklı beslenme trendi ile birlikte büyüme rakamlarını yüzde 10'a kadar çıkaran gıda sektörü 2009'da büyüme beklentisini aşağılara çekti. Türkiye Gıda ve İçecek Sanayii Dernekleri Federasyonu'nun (TGDF), açıkladığı Türkiye Gıda ve İçecek Sektörü 2008 Envanteri bu durumu açıkça orta koyuyor.
Krizin etkilerinin görülmeye başlandığı 2008'de yüzde 4,1 büyüyen sektör, 2009'un 1. ve 2. çeyreğinde durağanlığın devam etmesini beklediği için umudunu yılın 3. ve 4. çeyreğine bağladı. Son bir yılda kapanan firma sayısı ise 1184 oldu. Çoğunluğunu küçük ve orta ölçekli işletmelerin (KOBİ) oluşturduğu sektörün kapasite kullanım oranı ise yüzde 68'lere kadar geriledi. TGDF Başkanı Şemsi Kopuz'a göre ise 2008 yılı cari fiyatlardaki büyüme performansının yüksek olmasının kimseyi yanıltmaması gerekiyor. Kopuz, "Söz konusu büyümenin nedeni geçtiğimiz yıl kuraklığın da etkisiyle hammadde fiyatlarının yüksek olmasıdır. Sektörde hacimsel bir büyüme var ancak bu oran olarak aynı değeri karşılamıyor" diyor.
Artık öncelik ihtiyacı almak
Krizin gıda sektörü üzerindeki en çarpıcı değişimi tüketici eğilimlerinde ortaya çıktı. Eskiden haftalık ya da aylık olarak yapılan büyük hacimli alışverişler yerini günlük ve acil ihtiyacı karşılayacak satın almalara bıraktı. "Artık insanımız eskisi gibi haftalık, aylık alışveriş yapmıyor. Neye ihtiyacı varsa onu satın alıyor. Ayrıca firma ve marketlerin artık sıklıkla başvurduğu promosyonlu ürünleri ve günleri takip ediyor" diyen Şemsi Kopuz, bu eğilimin aynı zamanda satış kanallarında da farklılaşmaya neden olduğunu söylüyor. Bu farklılaşma ise tükecinin ille de büyük marketlere gitme eğiliminin tersine mahalledeki en yakın ve en uygun fiyatlı market ya da bakkalın tercih edilmesi olarak ortaya çıkıyor.
Discount marketler revaçta
Şemsi Kopuz'un dikkat çektiği bir nokta daha var ki bu eğilim krizin en belirgin trend'inin nedenini açıklıyor. Kopuz'a göre 2001 krizinde tüketici daha çok ucuz ve açık ürünlere yönelirken bu kez uygun fiyatlı ancak paketli ürünlerin satıldığı marketlere yani discount marketlere yöneliyor.
Türkiye'de artık tüm satış kanallarının discount (indirim marketleri) olduğunu, açık pazarların toplam ciro içindeki payının yüzde 7-8'lere kadar gerilediğini söyleyen Şemsi Kopuz, "Bu, krizde beklenen bir etkiydi. Kriz süreciyle birlikte gerçek discount markette yapılan bir fiyat promosyonun çok daha benzerini, zaman zaman daha düşüğünü, discout olmayan marketlerde de görebiliyoruz" diyor. Sepetini ucuza doldurmak isteyen tüketiciler ise bunu fırsata çevirmek isteyen yatırımcıları hareket geçirdi. Ucuzluk marketleri alanında isim yapan BİM, DiaSa ve Şok'tan sonra Barem, Halkmar, Onur Marketleri, A101 de discount mağazacılıkta atağa geçti.
Yeni trend özel markalı ürünler
Krizin gıda sektörü üzerindeki en belirgin trendi, "private label" markalara ilgi olarak ortaya çıktı. Mümkün olduğunca uygun fiyatlı olsun ancak paketli ve markalı olsun diye düşünen tüketici çareyi özel markalı (private label) markalarda buldu. Tüketicinin ilgisini gören marketler raflarında bu ürünlere daha çok yer vermeye başlarken, bu tür markalar satışlarını yüzde 10'lara kadar artırdı. 2008'de yüzde 35 büyüme ile 1 milyar dolarlık pazara kavuşan sektör, 2009'da büyüme oranına en az 10 puan daha eklemek istiyor. Türkiye Gıda İşverenleri Sendikası Başkanı Nejdet Buzbaş, private label markalara yönelimin krizin tüketici eğilimini ortaya koyan en çarpıcı örnek olduğunu belirtiyor. Tüketicinin bugüne kadar tercih ettiği gıda markalarını, satın alma gücünün azalması ya da işsizlik gibi etkenlerden dolayı kolayca terk ettiğini ve daha ucuz markalı ürünlere yöneldiğini ifade eden Buzbaş, "Kriz tüketicide yeni trendler oluşturdu. Private Label de bunlardan en çok öne çıkanlardan biri. Kriz süreci biraz daha uzarsa daha ucuzunu alma sektörün yeni ezberi haline gelecek" diye konuştu.
Yatırım hızı yavaşladı ama durmadı
Gıda sektörünün kriz sürecinde en büyük sıkıntısının likidite olduğunu belirten Nejdet Buzbaş, finansal açıdan sıkıntıya düşen firmaların yatırımlarına kriz molası verdiğini söylüyor. Özellikle birkaç yıl önce popüler hale gelen fonksiyonel ürünler gibi alanlarda yatırımların askıya alındığını söyleyen Buzbaş, "Birçok firmanın kafasında projeler olduğunu biliyoruz ancak bunları beklemeye aldılar. Gücüne güvenen bazı firmalar ise inovatif ürünlere yatırım yaparak farklılık yaratmanın peşinde" diye konuştu. Krizin asıl olarak küçük firmaları vurduğunu söyleyen Buzbaş, "En büyük endişemiz bu tip firmaların kayıtdışına kayması. Ne yazık ki böyle bir eğilim de söz konusu" dedi. Öte yandan krizle birlikte farklı kampanyalar ön plana çıkmaya başladı. Firmalar artık fiyat odaklı promosyonların yanı sıra hediyelerle tüketicinin ilgisini çekmeye çalışıyor. Su markası Dağdelen, yeni abonelerine damacana taşıma sehpası verirken Hayat Su ise düzenlediği çekilişle abonelerine araba, laptop ve su sebili hediye ediyor.
HANGİ FİRMA NELER YAPTI
Ülker, krize şerbetli
Ülker Grubu'nun ana şirketi olan Yıldız Holding, krize rağmen 2008 yılı için öngördüğü ve açıkladığı yatırımlarda herhangi bir değişiklik öngörmeden büyüme sürecini devam ettiriyor. 2009 yılında Yıldız Holding yine büyüme hedefiyle yola çıkıyor. Gerek yurtiçinde gerekse yurtdışında yeni tesis yatırım ve açılışları, yerli yabancı şirketlerle ortaklıkların devam ettirilmesi planlanıyor. Bu hedefi yeni kriz döneminin koşullarına uygun modellerle ulaşmayı hedefleyen şirket, daha önce yaşadığı krizler, müşterilerin görüş ve beklentilerine verdiği önem ve dönemin ihtiyacına uygun ürün konseptleri geliştirme kapasitesiyle bu kriz dönemini de sorunsuz aşmayı hedefliyor. Yaklaşık 220 bin noktaya ulaşan dağıtım ağının firmaya avantaj kazandıracağını düşünüyor.
Unilever, reklamda hız kesmedi
Unilever, kriz dönemini atlatmak için planlama ve pazarlama alanında çeşitli tasarruf tedbirleri aldı. Ekonomik krize rağmen reklam yatırımlarına hız kesmeden devam ettiklerini ve bunun geri dönüşünü aldıklarını söyleyen Unilever Türkiye Gıdadan Sorumlu Yönetim Kurulu Üyesi Mustafa Seçkin, kriz ortamında tüketicilerin seçiciliklerinin arttığını, bu nedenle reklamların daha da değer kazandığını vurguladı. Bununla birlikte büyümenin yavaşlamasının ciro üzerindeki etkisini kategorilerinde kısmen pazar payı alarak, kısmen inovasyonlarla ve her keseye hitap eden kuvvetli portföyü sayesinde en aza indirdiklerini belirten Seçkin, "Böylece artan kurlardan doğan ekstra maliyetleri, kısmen düşmeye başlayan hammadde fiyatları nedeniyle ve kaliteden fedakârlık etmeden yaptığımız tasarruflarla karşılayarak fiyat stratejimizi değiştirmeyi düşünmüyoruz. Öte yandan planlama sistemimizde 'Dinamik Planlama' olarak adlandırdığımız kısa vadeli planları yapıyoruz. Bu sistemde çeyrekler itibariyle piyasa dinamiklerine göre esnek bir yapılanma ile ilerliyoruz" diye konuştu.
Tat, fiyatla rekabetçi olacak
Nakit akışında sıkıntı yaşadıklarını belirten TAT Genel Müdürü Güçlü Toker, "Gıda genel olarak krizden çok fazla etkilenmedi. Çünkü direkt ihtiyaçlara yönelik. İnsanlar mümkün olduğunca stok aşamasında da tüketim aşamasında da erteleme eğiliminde. Biz de daha çok günlük tüketime yönelik üretim yapıyoruz. Bu nedenle biz de az etkilendik. Ancak nakit akışında sıkıntılar yaşıyoruz" dedi. Sektörde kayıtdışının yüksek olduğunu, onlarla mücadele ettiklerini belirten Toker, tüketicinin marka alışkanlığı ve tercihi çok değişmese de rekabetçi olmak gerektiğini vurguladı. Bu yıl mahsulün iyi olduğunu, bu nedenle ekim ayında itibaren fiyatların daha iyi olmasını beklediklerini aktaran Toker, "Şu ana kadar aldığımız önlemlerden biri hammadde fiyatlarına göre fiyatlarda düzenleme yapmak oldu" diye konuştu.
Sezon farklı pazarlara yöneldi
Sezon Pirinç, farklı pazarlara yönelerek krizi aşma çabasında. Sezon Pirinç Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Erdoğan, global krize rağmen Ürdün, Suriye ve Suudi Arabistan'a 5 bin ton pirinç ihraç ettiklerini söylüyor. Türkiye'nin pirinç ihracatçı bir konumda olmadığını ancak konjonktürün ihracata ortam hazırladığını belirten Erdoğan, "Türkiye pirinçte klasik bir ihracatçı olamaz ama bundan sonra bu tip fırsatlar çok çıkabilir. Çünkü geçen yılki gıda krizinin ardından pirinç ve buğday en önemli stratejik gıda maddesi olarak öne çıktı. Global ekonomik kriz de bu ortamı iyice hazırladı. İlk defa Ortadoğu'daki yatırım şirketlerinden Sezon Pirinç olarak çok büyük talep görüyoruz. Çok ciddi yatırım teklifleri alıyoruz. Dünyadaki sermaye hareketlenmeleri son derece kısıtlandığı halde bize teklif getiriyorlar. Gıdanın kendisi zaten stratejik, Ortadoğu ülkeleri de kendileri için birinci derecede stratejik olan bu alana girmek istiyorlar. Çünkü, sermaye yapıları iyi ama üretimleri düşük" dedi.
Gıda ve İçecek Sanayi İhracat, İthalat Miktarları
ve Karşılama Oranları (milyon dolar)
2000
2005
2006
2007
2008
İhracat
1.836
4.272
4.399
5.161
6.474
İthalat
1.156
2.114
2.453
2.661
3.763
Karşılama Oranı
158,8
202,1
176,9
193,9
172,0
Kaynak : Referans, 11 Mayıs 2009
Yorumlar (0)add feed
Yorum yazın

Kayıtlı üye değilsiniz. Yorum yapmak için üye olmalısınız. Yorum sorumluluğu size ait olacaktır.


busy
 
< Önceki   Sonraki >
Basın Bültenleri
Boyner
Kim
So Chic
Mango
Littlebig
Park Bravo
Giriş Formu





Kayıp Parola?
Hesabınız yok mu? KayıtOl
Anket
Hava Durumu
3 Günlük

Şu anki Hava Durumu
Dünya Saatleri
Location
 
Top! Top!